10 Şubat 2012 Cuma

CHP VE ELEŞTİRİ ZİHNİYETİ!

Gün geçmiyor ki CHP’de hareketli saatler yaşanmasın, gün geçmiyor ki CHP’nin siyasi aktörleri “siyaset harici” bir şeyler söylemesin. Cumhuriyet Halk Partisi’nde Önder Sav ve onun yerel siyasi kopyalarının siyaseti bırakmaları artık şart (!) haline gelmiştir. Kemal Kılıçdaroğlu veya lider olmaya aday diğer insanları elbette tartışabiliriz. Fakat bir Deniz Baykal veya bir Önder Sav tartışması CHP’ye % 5’in üzerinde oy getirmez! Bu, aşikardır…!

CHP’nin yönetici kadrolarının anlaması gereken asıl gerçek ise şudur… Barlardan biraz daha fırsat yaratıp halkın arasına girmek, halkın sorunlarını kulak arkası yapmadan içselleştirerek dinlemek ve çözüm üretmek gerekmektedir. Sokakta ki vatandaş CHP’den daha aykırı ve daha farklı, özümseyebilecekleri, kendilerinden bir şeyler bulabilecekleri ve her şeyden önemlisi gerçek temeller üzerine oturtulmuş siyasi sözler, plan ve programlar bekliyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olmasının ardından bunu kısmi olarak başaran bir yönetim kadrosu oluşsa da, istenilen durum tam olarak yaratılamamıştır.

Cumhuriyet Halk Partisi büyük, güçlü ve temelleri Kuva-i Milliye’ye dayanan bir partidir. Bu partide en altından en üstüne görev ve sorumluluk sahibi olan insanlarda bunun farkına varmalı ve siyasetlerini o şekilde icra etmelidirler. Bu partide aktif ve önemli bir görev alıp diğer yandan da yakınlarınızı partiden istifa ettirmek bu partiye ve bu partiye oy veren insanlara yapılan en büyük haksızlıktır. Cumhuriyet Halk Partili olmanın bilinci içerisinde, o vizyon ve misyonu taşıyabilecek olan insanlar göreve talip olurlar ise memleket adına daha hayırlı olur diye düşünüyorum.

Bahsini ettiğim konuların haricinde CHP içerisinde aşılması gereken önemli hususlardan biriside “eleştiri mekanizması”dır… Partinin siyasetini, çalışmalarını artı ya da eksi yönde kahvelerde ve ofislerde eleştirmek, diğer partilere karşı kendi partini savunmamakta yine bu partinin kaybetmesini sağlayan en önemli nedenlerden bir tanesidir. Elbette ki herkes “eleştirilebilir”… Yeri ve zamanı geldiğinde Musa Karaaslan’ı da, Necmi Dönmez’i de “eleştirebiliriz” ve “eleştirmeliyiz” de… Örneğin Hasan Özpolat’ı “eleştirmekten” neden çekinmemiz gerekir? Cahit İnceoğlu dokunulmazlık zırhına bürünen bir siyasetçi midir ki “eleştirmeyeceğiz”… Kamil Saka’nın yaptığı hiç hata yok mudur “eleştiriye” mahal verecek… Veya Hasan Arslan’ı “eleştirdiğiniz” zaman sizi arkanızdan sopa ile kovalıyor mu?... CHP’de siyaset yapan aktörlerin en büyük eksiklerinden birisi “eleştiri” yapma tarzlarıdır. Dikkat ettiyseniz eleştiri içeren kelimelerin hepsini tırnak içerisine aldım. Dikkatinizi özellikle bu konuya çekmek istiyorum… Yeri ve zamanı geldiğinde parti içi eleştiri olmaz ise o partiye en büyük kötülüğü yapmış olursunuz.

Eleştirilerinizin nedenlerini sağlam temeller üzerine oturtmuş ve “eleştirmek için eleştirme” zihniyetine mensup değilseniz, eleştirdiğiniz insanlar sizi dinleyecek ve söylediklerinizi dikkate alacaklardır. Şayet dikkate alınmıyor ise o yöneticiden de memlekete hayır gelmez demektir! Bahsini ettiğim konuya en güzel cevabı da aslında Kemal Kılıçdaroğlu vermiştir. CHP Mersin Milletvekili İsa Gök’ün sert eleştirilerini olgunlukla karşılamış, yetkisi olmasına rağmen disiplin mevzuatını işleme koymamıştır. Takdir edilesi ve olması gerek budur aslında…

Kısacası; CHP, yerelde bazı şeyleri değiştirmek için siyasetini biraz daha olgunlaştırmalıdır. Özellikle körfez bölgesinde gün geçtikçe daha da büyüyen siyasi bir yapıya kavuşurken bu hususa parti yöneticilerinin dikkatini çekmek istiyorum. Vatandaşa hizmet götürmek için olmazsa olmaz kurum “siyaset kurumu”, siyaset kurumunun olmazsa olmazı da “eleştirilmeye” açık olabilmektir.

Unutmadan; eleştiri her zaman olumsuz şekilde de yapılmaz… Olumlu yapılan işlerin karşılığı da “pozitif eleştiri”dir… Kalın sağlıcakla…

NOT: Yerel siyasilerimizi de siyasetin “mıh” gibi attığı ortam olan Twitter sahnesine bekliyoruz…

DİPNOT: ‎"Adalet; güçlünün değil, haklının yanında olmaktır"... (Mesaj yerine gitmiştir…)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder